Menü Schließen

10 Eylül 2023

Kapitalizm ile içli dışlı olan demokrasi, aynılaşmayı ve yeknesaklığı emreder; herkesi eşit kılmak ister ki herkes eşit şekilde hayatını tüketime adayabilsin. Tekdüze bir niceliğin üretimini kendine hedef koyan kapitalist ve demokratik modern çağ, niteliğe ket vurmuş, insanı toplu ve toplumca vasatlaştırmıştır. İçinde bulunduğumuz vasatlığın en büyük temsilcileri kimlerdir? Akedemisyenler, sözde sanatçılar ve gazeteciler, pusulası kaymış günümüzün bağnaz filozofları, eğitimcileri ve bilim-insanları, ve, en başta, sanayıcı ve siyasetçilerdir.

9 Eylül 2023

Sosyolojinin geldiği nokta endişe verici.
Sosyoloji, istisnâlarla hiç mi hiç ilgilenmez, nâdir olanın ortaya çıkması ve korunması için herhangi bir inisiyatif almaz, dolayısıyla seçkin ve büyük ruhlara karşı kayıtsız, onların özgürce ortaya çıkabileceği bir kültürün temellerini aramaya ve araştırmaya tamamen ilgisizdir. Ancak sosyolojinin tam bu noktada bir arabulucu olarak devreye girmesi, kültürel bir yükselme adına ender olana uygun bir toplum-modeli sunması gerekirdi. Fakat sosyoloji bu görevi üstlenmiyor, bu da onu oldukça şüpheli hâle getiriyor.
Günümüzde sosyoloji, daha çok toplumun ortalamasını, yani: yalnızca sürü-insanını ele alan ve muhafaza eden ideolojik bir bilime dönüşmüştür. Sosyoloji bu tutumuyla, kapitalizmin ve demokrasinin ideolojisine hizmet etmektedir.
Evet, demokrasi de bir ideolojidir - eşitlikçiliğin ideolojisi.

8 Eylül 2023

Sürü-insanın karşıtı vardır. Toplumların yapaylığını doğal bir şekilde sezen, içinde bulunduğu düzenin patolojik havasını duyumsayan, toplumsal dayatmaları geride bırakabilmiş kişilerdir bunlar.
Böylesi ruhlar nâdirdir, insanlar arasında görünmezler, uçurumlarda gizlenen bir mücevher, bir kelebeğin kanatları kadar hassas, rüzgarda savrulan bir yaprak gibi korumasız, ama dalgalar kadar güçlü, renkler kadar parlak, bir umut gibi aydın, yine de batmaya her an meyilli ve müsaittirler, - her yöne açık ufuk ve bilinçle küçük bir sonsuzluk taşır bu derin ve özgür ruhlar içlerinde; – ruhları gibi, acıları gibi – sonsuzdurlar.
Ne yalnızlık onları devirir ne de sürgün.
Bu özerk ve seçkin ruhlar, varoluşun dehşetini görme cesaretine sahip olmuş, anlamsızlığını göğüsleyebilmişlerdir. Anlamsızlığı kabul ve tahammül ederek, bu yüce dürüstlüğün örneğini vererek, yürekli gözlerle, güçlü bir kalple, hiçliğin gerilimini kaldırabilecek bir ruh ve bedenle, perdenin arkasına, zamansızlığa adım atmışlardır.

1 Eylül 2023

Eylül geldi. Burada havalar soğuyor. Sonbahar kapıda. Kuşlar için göç vakti. Ah siz kıskanılası kuşlar, seher vakti keyifle dinlemekteyim sizi, sizinle birlikte savuşturuyorum geceyi, ve gün aydı mı nasıl da büyük bir sevinçle, övünçle, iştahla ötmeye başlıyorsunuz, geceyi atlatmanın gururunu haykırırcasına!

12 Ağustos 2023

Ölüm, gerçek olandır. Ama hayat da gerçektir. Hayat olmadan ölüm olur muymuş?

Hayat gerçektir - gerçek bir rüyâ.

Hayat: İnsanın fazla ciddiye aldığı bir rüyâ.

Ciddiyet, bir anlamlandırma çabasıdır.

Anlam, yanılgıya muhtaçtır.

Hakikat, anlamlara gereksinim duymaz.

Yanılsamalara karşı bağışıklığı olan insan ya melankoliye ya da öfkeye düşer.

Melankoli, duyguların en soylusudur.

Öfke: diri tutar insanı, sonra da tüketir.

Tanrılar da öfkelenir mi?

Benim inandığım Tanrı dans eder, felsefe yapar.

Tanrı'ya inanıyorsam, korkularım azalsın diye değil.

Ne bir kurtarıcı ne de bir sığınaktır Tanrı benim için.

Tanrı, ne iyi ne de kötü, kategori dışıdır ve hiçbir tasvire sığdıralamaz.

Tanrı, görebilene, her yerdedir.

Tanrı, doğanın dışında olan bir töz değil, onun içkin parçasıdır.

Doğanın ebedî yasası: devinim ve değişim.

Evrende her şey her an hareket hâlindedir.

Evren: Ahenk.

Evren, insanı vâr ederek ne amaçlamıştır? Hiçbir şey. Ne vâr olduysa vâr olduğu için vâr olmuştur.

Sonsuzluğun cilvesi: evrenin her bir noktası, konum farketmeksizin, onun merkezidir.

Sonsuzluk: Ruh.

Ruh: Tanrı.

Ruhuma yakınlaşmak, onu açığa çıkarmak için yazıyorum.

Ruhumu dalgalarca kuşatanı kaleme almasam, her an ölecekmişim gibi hissediyorum.

Ah ruhum, zarif, rüveyde ruhum, ayartamayacağım bilinçaltımın kıvrımlı sesi, nasıl da hassas, sen, nasıl da öfkeli, böylesine doyumsuz, böylesine çocuksu ve korkusuz.

Ne yazıyorsam, ruhumun seslerini kaydetmek için yazıyorum.

Yazmaya, yazmak için yalnızlığa muhtâcım.

Yalnızlığı seviyorum.

Ruhumu seviyorum.

Ruhumu ancak şiir kurtarabilir, bâzen de kulaklığı takıp bir başıma dans etmek.

Şiir, özgürlük demektir.

Poésie, c’est l’infini.

Bir şair gibi yaşamak istiyorum.

Müziğin ruhuma sırdaş saydığım melodileri var.

Nasıl yaşanırdı müzik olmadan?

30 Temmuz 2023

Derealizasyonu başıma gelmiş bir lânet olarak değil, hayatımın en büyük öğreticisi olarak görüyorum. 

30 Temmuz 2023

Derealizasyon, travma sonrası bir travma deneyimidir.

30 Temmuz 2023

Derealizasyonun etkisi altında olduğum zaman-dilimi rûhen en zorlandığm dönemdir, bir dönüm noktasıdır aslında benim için.

29 Temmuz 2023

Derealizasyon esnâsında kişinin etrafı hiçlikle çevrilidir; dolayısıyla hiçliğin bu istilâsı kişinin kendisini değil, algıladığı dış dünyayı ele geçirir. Kişinin alıştığı ve güven duyduğu çevresi (aile, ev, sokaklar, ağaçlar, gökyüzü, vs …) birdenbire varlıksal anlamını yitirmiş, hatta “yok olmuş” gibi algılanır; hayat, diğer insanların bilinçsizce üzerinde oynadığı bir sahne gibi görünür, ve kişinin bu farkındalığı o kadar korkunçtur ki, kişi, varoluşun doğası karşısında esarete düşer, sanki bir rüyanın, dehşetengiz bir kâbusun içinde hapsolmuş hissiyâtına kapılır, uyanmak ister, uyanamaz, zirâ uyanmak için ölmesi gerekir, ama ölemez, deliliğin kıyısındadır, ama deliremez. Bu yıkımın karşısında kişi birdenbire yalnızlığın en büyüğüne, kimsesizliğin ve tekbaşınalığın en derin kuyusuna düşer; – ve tüm bunları yaşarken yüksek derecede bilinçlidir.
Hiçliğe düşmüşlüğün eşsiz korku-deneyimidir derealizasyon.

12 Temmuz 2023

Gözleri var yağmurun, içi kurak
Yaşı var evrenin, mekânı kambur
Koşası var düşlerimin, sendeleyip durur.

11 Temmuz 2023

Sayısız kez boğuldum, şimdi okyanusun dibinde bir yuva kurdum, solungaçları var artık ruhumun, belki bir balığım, belki suyun kendisi.

9 Temmuz 2023

Yıldızlar – bir başka deyişle: Gece güneşleri.

8 Temmuz 2023

Sözün saflığı, şüphesiz, sözün zenginliğinden daha yücedir.

7 Temmuz 2023

Doğuştan gelir hüznümüz, doğumla yazgılanmıştır zirâ fânî olan.
Doğuştan gelir neşemiz, zirâ doğumla yazgılanmıştır mucizevî olan.

10 Haziran 2023

Canım Halam, nasıl da çabuk geçti koca bir ömür.
Dün bana "Bu hayatı çok güzel yaşadım" dedin - ve bunu söylerken, ki bunu söyleyebilmek kıymetli bir şey, sanki bir yolun sonuna geldiğini itiraf etmekte, sözlerin ebedî vedâya âtıfta bulunur gibiydi. Yaşamı ve yaşamayı içtenlikle seven senin gözlerinde o an ilk defa hüzün gördüm.
Zamanın, uzerimizde bıraktığı izleri, artık o onarılması zor izleri sende görmek kalbimi acıttı.
Sen benim için "yaşam dolu bir insan" tanımının saf karşılığıydın.
Çocukluğum senin anılarınla dolu ve ben o anılarımı çok seviyorum.
Dün gece bir başıma düşüncelerimin içinde kıvranırken yokluğunu tasavvur ettim ve istemsizce göğsüm sıkıştı, ağlayarak yanına gittim. İlk kez ağladım senin yanında. Sen ise hissiyatını hiç bozmadın, yine her zaman olduğu gibi sâkinliğini korudun, ve bana şöyle konuştun: "Hayat bu, ölüm de hayatın bir parçası, Denizim."

Canım Halam. Sarı saçlı, mâvi gözlü Halam.

İyi ki benim Halamsın.

Halam ile, 1996

5 Haziran 2023

Laniakea

Ezgilendi kırışık semâsıyla geçmiş
Bir izdiham, katmanları arasında göğün -
Düşleri sel bastı
Sığınakların üzerinde asabî bulutlar

Filamentlerden örülü yüce kumaşlarca,
Kim bilir galaksileri
Bir arada tutan füsunlu iplikleri
Doğduğum yer - Laniakea

Yukarıya düştüm
Göğün kollarında sarmalandım
Ağaçlar uyandı, rüzgar sofrayı kurdu
Şimdi koşuşan çocuklar gibi şen gözlerim

Yeni bir umut çalar çehresi argın
Eski bir dehşet kabarır topraktan dizlerime
Sınırları ölçülemez cennetin adımları
Çizilmiş uyumlu bir kaderden
Çarmıha gerer beni hayat cambazları
Aldırmadım yuva oldum yetim yıldızlara
Hüznüme hitâben hizâlandı yer ve gök
Ölümsüzlüğün saf inancına kapılmışcasına
Yüceldim, parıldadım, şiddetlendim -
Ve yükselerek,
bir şiirin rüzgârıyla,
uzatıyorsam ellerimi
ruhumu göklerde saklayan
Tanrı’ya,
göze almışımdır,
parçalanmayı hakikat uğruna —

4 Hazıran 2023

Sonsuz evrenin alelâde bir köşesinde tam şu an bu satırları yazıyorum.
Ne tuhaf bir duygu: evrenin varlığı, bir gezegende hayatın ortaya çıkması, her gün yeniden doğan, dünyaya hayat veren bir güneşin olması, suyun akması, ağaçların yeşermesi. Ne de güzel süzülüyor uzakta eşsiz bulutlar. Hayrete kapılmış bir çocuk gibi algılıyorum her şeyi, yüreğim sevinçle dolup taşıyor.

27 Mayıs 2023

Yazamamak, içtekini dışsallaştıramamak –
ah kabul ettim: hep bir şeylerin noksan kalacağını,
ki anlatsam kusursuz ve eksiksiz, anlaşılmak da gelir miydi peşinden?

25 Mayıs 2023

Batı coğrafya kültüründe dillerden düşmeyen şöyle bir vecize vardır yaşama dair:

“Hayallerinin peşinden koş. Her zaman inan. Karşılığını alacaksın!”

Bu söylemden haz etmiyorum. Zirâ bu tarz bir yaşam-ilkesi bize aslında şunu söylemektedir: “Dünya ne kadar adaletsiz ve kötü bir yer olursa olsun, bu berbat düzeninin içinde hayalperest olmaya devam et! Sen de bu bozuk dünyanın bir parçası ol! Sen de bozul! Ama sakın dünyanın düzenini eleştireyim deme! Sakın sorgulama!”

23 Mayıs 2023

Doğaya bakıp da hayrete düşmeyen gözler felsefenin doğasına da kördür.

22 Mayıs 2023

Yolu ruhumuza giden gözlerimize
iki damla derinlik düşsün ki
gökyüzümüz genişlesin

21 Mayıs 2023

Ruhumla iletişime geçmenin en dolaysız yolu: Dans etmek.

20 Mayıs 2023

Bir gün büyük bir inançla yazdığım bir cumleyi ertesi gün yetersiz hatta yanlış bulabiliyorum. Yazılarımı bâzen topyekün ateşe vermek istiyorum.

20 Mayıs 2023

Bâzen bir cümleyi istediğim gibi yazmak için günlerimi harcıyorum, doğru sözcüğü bulmak için haftalarca pusuda yattığım oluyor. Yazmak, bir savaştır.

20 Mayıs 2023

Burada yazdıklarımın muhatabı ben kendimim. Şöyle ifade edeyim: Duygularımı ve düşüncelerimi kaleme almak istiyorum, olduğunca hepsini, çünkü biliyorum ki bunlardan kimisi aynı derinlikte ve güzellikte, ve mutlaka ki aynı kahırla bir daha zihnimde ve kalbimde belirlemeyecek.
Yani aslında yazarken bir hâtıra-fotoğrafı çeker gibi içtekilerimin fotoğrafını çekiyorum.

20 Mayıs 2023

Öğrenmeliyim: zihnimin kapılarını açıp ve daha da önemlisi: dilediğimce kapatabilmeyi.

19 Mayıs 2023

Bu çağa uyum sağlamak gibi bir arzum, bir hırsım hiç olmadı. Her yerinden bayağılık akan bu düzene niçin ruhumu hebâ edeyim?

18 Mayıs 2023

Siyaset ne kirli şey. Siyaset, toplumun birliğini ve beraberliğini baltalayıp insanları ikiye, üçe, dörde bölüyor ve her kesim kendini en doğru ve en haklı tarafta olduğuna inanıyor, inandığı şeyi fanatizme varacak derecede savunuyor, karşıt olanı anlamak adına hiçbir çaba göstermeksizin yargılıyor, suçluyor ve dışlıyor.
Bu kirli oyunun bir parçası olmayacağım. Ben herhangi bir partinin değil, gerçeğin ve hakikatin yanındayım.

1 Mayıs 2023

Erdoğan bugün çıktığı bir mitingde Aleviler için “Bunlar bir tür” dedi.
Evet, doğru duydunuz! Gerçekten böyle dedi.
Ben Alevi bir aileden geliyorum ve bir ülkenin Cumhurbaşbakanı Alevileri bir ‘tür’ olarak sınıflandırıp hakaret ediyor.
Pardon, ne türü? Hayvan türü mü? Ne iğrenç bir üslup!
Ülkenin ekonomisi yerle bir olmuş, ama hâlâ insanları birbirine düşürmekle meşgul, ve bizi de, beni de, böylesi gündemin içine çekmesini çok iyi biliyor.

26 Nisan 2023

Varoluşun sihri içimi sarıyor,
bakakalıyorum - ellerime, ağaçlara;
koşmak,
yaşamla dolgunlaşan bir kalple
durmaksızın koşmak istiyorum,
Tanrıları ardımdan sürüklercesine –

23 Nisan 2023

Ben yazmak isteyip de yazamamanın ağırlığını bile tasvir etmekten, bütünün bilincinde olup da bu bilinci dille bir kütleye oturtmaktan acizim. Kelimeler, daima, kaçışıyor ellerimden.

21 Nisan 2023

Yazmadığım zamanlarda içimde bir şeylerin eksikliğini hissediyorum, yazmayarak geçirdiğim günler biriktikçe, içimdeki huzursuzluk aynı ölçüde çoğalıyor. Yazmayı seven biri için yazmak aslında hazdan öte bir hastalık. Tezer Özlü’nün dediği gibi: Yazma isteği psikoza kadar varabiliyor ve bu su götürmez bir gerçek.

8 Nisan 2023

Ruhumdaki çocuk bana şöyle seslendi: "Yıldızları ruhuna kat ki bu ilâveyle ışıldayayım!"