Menü Schließen

21 Temmuz 2022

Yazmak için bulutların ardında süzüleni
Doğru bilineni incitmek için
Dilime doladım
Perdelerin ve maskelerin gizlediğini;

Anlatılamayanı, kendimden öte, kime anlatırım?

Ki sevdiklerime emanet etsem içtekimi,
İçimden çıksam, çalılara karışıp
Mesafeleri yaksam, sevdiklerime
Sarılıp ağlasam, haykırsam dışa -
Yeter miydi
Dışa dönen içimi sağaltmaya?

Nereye gider
Tanrıların dahi göremediği
Uçurumlara sahip olan insan?

Kaleme sarılmış buluyorum
Kendimden arta kalanı, –

Ruhumu anlamlandırmak
Fasılasız, geriye dönmek
Limonların renkli olduğu zamana –

15 Temmuz 2022

Sevmeli, hissetmelisin. Bu dünyada bulunmamızın nedeni budur. Kalbimizi riske atmak için buradayız.

14 Temmuz 2022

Materializm ve gösteriş düşkünlüğü üzerine kurulmuş mevcut çağın kaygılarımızın ortaya çıkmasında azımsanmayacak derecede payı vardır. Sahtelikten uzak yaşamak isteyen, ama dünyanın düzeni gereği bu sahteliğe zorunlu hapsolmuş insanlar için tetikleyici bir unsur teşkil ettiğini göz önünde bulundurmamız gerekir. Bu yüzden psikoloğun en öncelik vazifesi, “hastayı” bu düzene geri döndürmekle değil, onu bu düzenden korumaktır. “Hayat bu, herkes uyum sağlamak zorunda” sözünün meşrulaştırıldığı bir çağda lākin bu pek de mümkün görünmüyor.

4 Temmuz 2022

Bir ev çiziyorum, çocukluğumun gözlerinden bahçeler, düşlediklerim iki adım öteye kadar, dalları kirpikli ağaçlar, ve sen basamaklari yeniyorsun inşa ettiğim evime hiç varmayan. Yorgun adımlarına yetişeceğim, yorgunluğunu taşımak için sırtımda, büyümemiş evimin kapısından odaların kısık sesi, ışığı bitkin, ah yalnızlığın ilk habercisi geceler, çocukluğun kesintiye uğramış hüznün renkleriyle sahipleniyor bana, benim bana ayrılmış yazgım: hep hatırlamak ve hep unutmak için.

3 Temmuz 2022

Soğuk bir yer burası, yargılarıyla soğutuyor insan yeryüzünü.

30 Hazıran 2022

Sevgili okur, hayatta olmanın sancısıyla kıvranan bir insana hayatta kalmanın mantıklı sebeplerinden bahsetmek olduğunca yersiz olabiliyor. Burada ihtiyatlı olmakta fayda var. Ruhu kederle boyanmış biri için sadece duyarsız görünmekle kalırsınız.
Mutlaka ki hayatta kalmak için somut sebepler bulunur, ruhsal buhranın içinde olan kişi bu sebeplere her türlü âşina olmuştur zaten, kimisine bu sebepleri tekrar hatırlatmakta elbette fayda da vardır. Ama mesele her zaman bu değil ki. İnsanın çoğu zaman ihtiyacı olan, içinde bulunduğu ruhsal bunalımına karşın rasyonel argümanlar üreten birine rastlamak değil, ona kulak verilmesidir. Bu kadar basit. Kulaklarınızı açın ve dinlemeyi öğrenin, pragmatik nasihatlarınızı bi müddet de olsa kendinize saklayın. Tamam, sizler yaşama sanatını kusursuzca benimsemiş ve her sancılı duruma uyum sağlayabilen eşsiz hayat cambazları olabilirsiniz. Bi tek hüznün ve empatinin değerini kavramakta sınıfta kalmışsınz lâkin. Bu içi çürümüş dünyanın düzeni bizi nasıl olsa kendine tekrardan hapsedecek, o yüzden bırakın da ölüm hasretiyle yanıp tutuşalım, materyalizmle kafayı kırmış gündelik yaşamın itici yapaylığından çıkıp en azından esaslı olan kederimize kucak açabilelim, efkarlanalım, ağlayabilelim. Buna müsade edin ki, içimizde olup bitenlerle dürüstçe, dolambaçsızca yüzleşelim.

28 Hazıran 2022

Sahip olabileceğimiz en değerli deneyimlerden biri elimizden alınır, işe yaramaz hatta günah ilan edilir: varoluşun anlamsızlığının manasının kavranması.

27 Hazıran 2022

Nietzsche’nin öne sürdüğü “İyilik de bir intikam biçimidir” savına katılmıyorum. İntikam alınan veya intikam amaçlı hareket edildiği yerde iyilikten nasıl söz edebiliriz ki? Her iyiliğin altında bir fitne bulma paranoyasına kapılır, gerçek iyiliğe karşı duyarsız kalmaya varıveririz.

26 Hazıran 2022

Her ortama uygun maskeler, bukalemun yüzler, renkli roller ve rengarenk arzular, tam merkezinde hırsına yenilmiş insan; yaşam boyunca kendine ait olmayan dıştan doldurulmuş idealleri peşinde, aynı kervana düşmüş hedeflerine en büyük anlamları yükleyerek anlamsızca ama inanarak koşuşturmakta, hızlıca ve hırsla koşan bukalemunlar,- oysa kimdir?, bu ruh ve bu ağaç; peşinde dolanan bu gölge;- bu kalp ve bunca yıldız!- hoş, kendi ruhuna kayıtsız, ama dünyaya öylesine yapışmış, hırsı hunharca ödüllendirilmiş!,- herkes gibi düşünen iki ayaklı hayaletler.
Hayır efendiler!, – varoluşun anlamsızlığına kapılınlar değil, bu dünyaya körü körüne sarılan ve körü körüne göcüp gidecek olanlardır asıl kaybolanlar.

26 Hazıran 2022

Hırslı ve aynı zamanda iyi bir insan olmak mümkün mü? “İyi” ve “hırslı” aynı çatı altında barındırılamayacak kadar birbirine iki zıt sıfatlar değil mi? Elbette ki hırsımızı iyiliğin dâvâsı için kullanabilir ve sonuç olarak onu olumlu bir yöne kanalize edebiliriz. Gelgelelim salt hırsın baskısı altında olan kişi her türlü zâfiyetlere açıktır. Hırs, geç kalınmış duraksamanın husursuzluğunu ve toksuzluğu çağrıştırıyor bende.

21 Hazıran 2022

Doğaya besteler yazan kuşlar.
Doğanın bir bestesi olan kuşlar.

7 Hazıran 2022

Şöyle bir yanılgı yaygın: “Felsefe yapılmıyor, çünkü insan çalışmaktan yeterince zaman bulamıyor.”
Hayretler içerisinde okuyorum bu tarz argümanları. Ya da şunun gibi: “Zengin olsam, ben de kendime zaman ayırıp felsefe yapardım.”
Hayır güzel kardeşim, zengin olsan önce gider kendine lüks bir yat ya da son model bir araba alır sefa sürmekle meşgul olurdun, ama yine de felsefeyle hiç mi hiç bir alakan olmazdı. Yahu felsefe bir sinema filmi değil ki zaman ayırıp ona yönelesin. Ya “felsefecisindir” ya da değilsindir. Doğrudan “Felsefe yapmıyorum, çünkü felsefeyle ilgilenmiyorum” diyip konuyu kapatabilirsiniz pekâlâ, bu zamanda pek kimse de bunu söylediğiniz için sizi kınamaz.

7 Hazıran 2022

Üniversitelerde felsefe okumakla keşke filozof olunsaydı. Tıp okumak ya da mühendislik gibi, dolayısıyla bir meslek yahut seminerlerde öğrenilip sahip olunacak bir beceri işi değil ki felsefe.

“Felsefe”, insanın (mâruz kaldığı) bir yazgıdır.

Üniversitelerde felsefe diye “öğretilen” şey temelde başka filozofların yorumlaması üzerine kurulu bir süreçten ibarettir. Ki bu da kıymetli bir iştir.
Oysa felsefe, her insanın doğal olarak içinde yatan metafizik dürtünün ortaya çıkardığı sorularla başlar. Kimilerinde bu dürtü ister istemez baskın bir şekilde kendini belli eder ve hayatın odak noktası hâline gelir, gelgelelim çoğunlukta o dürtü en ufak bir kıpırdanma sergilemeden sönüp gider.

1 Hazıran 2022

"İnsan her şeyi tanımlıyor ve tanımlarken ne bir ürperti ne de en ufak bir büyülenme hissediyor. İnsanlar, gördükleri her şeyden öyle ürkütücü bir güvenle söz ediyor, algıları öylesine emin çalışıyor ki: bu yıldız diyorlar, bu ağaç. Burası başlangıç diyorlar, şurası da son."

21 Mayıs 2022

Bu düzene ayak uyduramayıp da dağılan insanlar.
Bu düzene ayak uydurmayıp da sağlığına kavuşanlar.

19 Mayıs 2022

Seçtiğim kelimeler, sözcükler – sadece bir ödünç. Kurduğum cümlüler, paylaştığım ve doğru bulduğum kanılar ve kanaatler sadece şimdiki zamana, mevcut bir benliğe ait, lâkin mevcut bir varlıktan daha çok potansiyel bir varlığım.

2 Mayıs 2022

Ramazan ayın son günü hep bir burukluk olur içimde, çocukluğumdan beri bu böyledir.

30 Nisan 2022

14 milyar yıl önce meydana gelen Büyük Patlamadan bu yana evren, hızlanarak genişliyor.
Tam bu saniyede genişlemekte olan evren, bir sonraki saniyede daha hızlı bir şekilde genişliyor olacak. Kâinat, devâsa bir enerjinin ve hızın - adeta durmak bilmeyen bir öfkenin - dışa vurumu olarak bize kendini gösteriyor.

24 Nisan 2022

Mutsuz olduğumuz yahut ruhsal bir krizin içinde bulunduğumuzda, bize yöneltilen klasik öğütler vardır, mesela şunun gibi: "Hayata, insanların içine karışmalı, sosyalleşmelisin."
Mutlaka ki iyi niyetle verilmiş bir öğüttür, fakat olduğunca yüzeysel, aslına bakıldığında bize şunu demektedir: "İçinde neyle savaştığın fark etmeksizin onu hemen bir kenara bırak, hatta görmezlikten gel, toplumun bir parçası ol ve mutluluğunu dışsal olanla bağımlı hâle getir."
Görüldüğü üzere içimizde gerçekten ne olup bittiyle pek ilgilenmeyen bir öğüttür.
Üstüne üstlük iyimser öğüt adı altında bize belli bir yaşam tarzı ve dünya görüşü dayatılmaya çalışılır.
Eğer bu tarz öğütlere uyup onları uygulasaydım, içinde bulunduğum ruhsal krizin gerçekten üstesinden gelmeyi sadece ertelemekle kalmaz, kaçınılmaz bir şekilde derinleştirir, ya da kendi ruhuma ilişkin olası keşifleri sonsuza dek kaybederdim.
Mutlaka ki bu tarz nasihatlara uyup kendini daha iyi hisseden insanlar olacaktır.
Gelgelelim geçici çaredir bunlar.
Ruhunuzda olup bitenleri bilinçli bir şekilde görmezden gelir, içinizdeki acıyı unutulmaya yüz tutturma çabasına girişir ve bunda başarılı oluyorsanız, o vakit ruhunuza ve onun olanaklarına her zaman yabancı kalacak ve nitekim bu, sizi kendinizden yabancılaştıracaktır.

19 Nisan 2022

Zaman kavramını tamamen kaybettim. Gözlerimi mevsimden mevsime açar gibiyim.

19 Nisan 2022

Söyle, nedir zaman nedir!
Lalalala
Bir umut mu? Bir düş mü?
Lalalala
Pencereme konan bir kırlangıç mı?

15 Nisan 2022

Demiourgos

Anımsamanın hüzünlü bir vakti varsa, işte o vakit anımsıyorum benden kopuk olanı.
Ben yazmasam,
kim mütercim olacak kendi ruhuma?
Kendimi tanıdığım gibi
kim tanır beni -
benden gayrı kim ulaşır kendime?
Ama kim, kim bu Benlik?
Bir ödünç - kendimden bana.
İnsan ne kadar cok farkındalığa sahip olursa, hiçliğe de o derece yakın oluyormuş.
Evet, bunu öğrendim!
Oysa ne diyordu soylu Nietzsche?
»Hep korktuğum yerde artık arzu edeceğim. İnsan, uçurumunu sevmeyi en son öğreniyor.«
Uçurumunu sevmek,
uçurumun kendisi olmayı şart koşar.
Öyleyse söyle:
Kendini sevecek misin? –
Şimdi Tanrıların dilindeyim - kaybolmuşluğumla!
Bana dokunmadan - seyrediyorlar,
ruhumun sivri telleriyle
nasıl boğuştuğumu,
nasıl kanadığımı.
Tanrıların sessizliği ne acımasız!
Ah, keşke arzulasaydım,
önemseseydim dünyasal olanı,
yapışsaydım varoluşun boynuna,
âşıklar gibi,
bir gözüm kör,
bir gözüm hırslı!

12 Nisan 2022

Hakikat: mucizelerle dolu bir keşif-yolculuğu. Son durak: Hiçlik.

12 Nisan 2022

Bir yanda varoluşun mucizesini hisseden kalbimin içindeki o saf mutluluk; diğer yanda hiçliğe karşı kayıtsız kalamayan ruhumun o sonsuz ızdırabı: beyaz ve siyah arasındaki gitgeller, bu çatışma, bu varoluşsal kırılganlık. –

12 Nisan 2022

Yazmayı özlediğimi söylediğimde, aslında özlediğim şeyin ruhum olması, zirâ yazıyorsam, ruhumla temâs halindeyim demektir.

12 Nisan 2022

Günaydın, dostlar!
Özlemişim burayı, burada yazmayı.

16 Mart 2022

Eğer içimde yaşadığım bazı sarsıntılar, dilde karşılık bulamayacak kadar büyük ve ağırsa, onların altında muhtemelen ezilirim.

15 Mart 2022

Kaygı, ölümün aynasıdır. Derealizasyon, hiçliğin aynası.

14 Mart 2022

İnsan, kendisini rahatsız eden yanlarını fark edebilir ve yine de kendinden yakayı kurtaramaz, kendine yenik düşer, hatta yenik düşmek ister.

14 Mart 2022

Biraz yürüyelim mi? Düşünceleri diyorum, onları bıraz yürüyüşe çıkaralım mı?

5 Mart 2022

Tanrı, kendi varlığının bilincinde değildir, ama bilinçli varlıkların ortaya çıkması için gerekli koşulları yaratabilecek yüceliğe sahiptir.
Soru: Tanrının bu yaratıcı gücü kudret midir yoksa kaçınılmaz bir kusur mu?
Aslında sorun tam da burada teşkil ediyor, çünkü aslında ne kudret vardır ne de kusur, ne iyi ne de kötü, ne doğru ne de yanlış. Bu ayrımlar ancak insana özgü değerlemeler ve kategorilerdir.

4 Mart 2022

Günlük yaşantımızın gerçekleri keşfedilen şeyler değil, insanın inşa ettiği değerler, nitekim manevi, geleneksel kurgular, belki de ihtiyaç duyulan yanılsamadırlar.
Ya Tanrı da bir yanılsamaya tutunmak zorunda kaldıysa – kendi yanılsamasına? Ve bizler bu devasa yanılsamanın içinde bir yanılsama isek? İki yanılsama bir gerçek eder miydi?