Menü Schließen

20 Ekim 2022

Beş yüz yaşındayım ve hâlâ emekliyor benim kalbim.

19 Ekim 2022

»Pek çok insan kendini, ray nereye giderse oraya gitmek zorunda olan bir tren gibi yaşıyor ve çoğu zaman da bunun farkına varmıyor«, diyor Engin Geçtan.
Neyse ki benim ruhum raydan çıkmış olabilir ve kesin olan şu ki, onun tabiatı bu çağın çılgınlıklarına aykırı.

18 Ekim 2022

Ben yazarak parmaklarımın arasından kayıp gitmeyen esas bir gerçekliği var gücümle yakalamaya çalışırken, insanların, gerçekliği yavanca yorumlama biçimi beni boynumdan tuttu, yüzüme tükürdü.

15 Ekim 2022

Yaklaşık iki senedir ruhumu düyümleyen ve aldığım her nefesi ızdıraba çeviren bu varoluş-kaygısı, dünyanın sahte düzeninden daha gerçek. Bu yüzdendir ki, ondan bir türlü kurtulamıyorum, belki de kurtulmak istemiyorum. Bu, benim tragedyam.

14 Ekim 2022

Kendimi huzurlu hissettiğimde, kaygıdan azâde olduğum anlarda, ruhumu yaşamla birleşmiş ve bütünleşmiş hissediyorum.

12 Kasım 2024

Ölüm her şeyin sonu değildir. Eğer öyle olsaydı, o sona zaten ulaşmış olur ve şu an hayatta olmazdık. Doğum öncesi ölüm ne ise, hayatımızın sona ermesiyle işte o dur ölüm: sonsuz bir yeni-doğuş.

11 Ekim 2022

Sahte bir düzenin üzerine kurulmuş değerlerin hiçbir değeri yoktur.

10 Ekim 2022

Üzüntülerimizi dile getiriyoruz diye hayatta olmanın güzelliklerini görmezden geldiğimizi kim söyledi?

10 Ekim 2022

Yargıda bulunan kişi, kendini bir kadere teslim etmiş biridir.

6 Ağustos 2022

Zor, kendimi ifade etmek, içimdekileri eksiksiz anlatmak, aktarmak… kolay olmuyor bu benim için. Burada yazdıklarım, sanki gerçekte söylemek istediğim şeylerin etrafında dönmüş, hislerimin ve düşüncelerimin özüne bir türlü dokunamamış, ulaşamamış gibi.
Bir şeyler eksik kalmış ya da eksik olan benmişim.

5 Ağustos 2022

Zamanın bizden alıp götürdüklerinden artık daha fazlasını alsın istemiyorum. Zamanın üzerimizde acımasızca işlemediği tek saniyelik bir devinimsizlik istiyorum, sonsuzluğun bu tek saniyenin içinde yayıldığı huzurlu bir duraksama …

5 Ağustos 2022

Günlüğümde ortaya çıkarmak istediğim şey, ruhum. İçtekimi dıştakiyle düzeçlemek, en içteki korkularıma bir dil bulmak, ruhumun dünyasını telaffus etmek, bir süngeri sıkarcasına köpüklerden arındırarak içimi, göz göze gelmek ruhumla.

4 Ağustos 2022

Varoluş kaygısı, insanın kendi uçurumuna teslim olmasını buyur eder. Teslim olmayı öğrendiğin vakit, uçurum da sana teslim olur.

4 Ağustos 2022

Oysa korkmak, korkaklık değildir. Varoluş karşısında salt korku hisseden kişi, bakmaması gereken bir uçuruma, açmaması gereken kapının ardındakine, hissetmemesi gereken bir derinliğe vâkıf olmuş insandır.
Cesaret, korkmamak değildir; gerçek cesaret, korkularına rağmen eyleme geçen insandır.

3 Ağustos 2022

Yaş almış bir tebessümle geriye döndüm, ruhumla aramda bulunan köprünün üzerinde attığım ilk adımlarımı yâd ettim.

Ruhumun bilinmeyen topraklarını kendi gerçekliğimin güneşiyle, rüzgarı ve yağmuruyla buluşturmak için, nasıl önce dıştakine yöneldiğimi, zamanla yönümü nasıl kaybettiğimi anımsadım.

Ve böyle başladı yolculuk, böyle yazgılandı yıldızlara olan zaafım, ölüme olan tutsaklığım, sonsuzluğun gırdābında baş dönmelerim.

21 Temmuz 2022

Yazmak için bulutların ardında süzüleni
Doğru bilineni incitmek için
Dilime doladım
Perdelerin ve maskelerin gizlediğini;

Anlatılamayanı, kendimden öte, kime anlatırım?

Ki sevdiklerime emanet etsem içtekimi,
İçimden çıksam, çalılara karışıp
Mesafeleri yaksam, sevdiklerime
Sarılıp ağlasam, haykırsam dışa -
Yeter miydi
Dışa dönen içimi sağaltmaya?

Nereye gider
Tanrıların dahi göremediği
Uçurumlara sahip olan insan?

Kaleme sarılmış buluyorum
Kendimden arta kalanı, –

Ruhumu anlamlandırmak
Fasılasız, geriye dönmek
Limonların renkli olduğu zamana –

15 Temmuz 2022

Sevmeli, hissetmelisin. Bu dünyada bulunmamızın nedeni budur. Kalbimizi riske atmak için buradayız.

14 Temmuz 2022

Materializm ve gösteriş düşkünlüğü üzerine kurulmuş mevcut çağın kaygılarımızın ortaya çıkmasında azımsanmayacak derecede payı vardır. Sahtelikten uzak yaşamak isteyen, ama dünyanın düzeni gereği bu sahteliğe zorunlu hapsolmuş insanlar için tetikleyici bir unsur teşkil ettiğini göz önünde bulundurmamız gerekir. Bu yüzden psikoloğun en öncelik vazifesi, “hastayı” bu düzene geri döndürmekle değil, onu bu düzenden korumaktır. “Hayat bu, herkes uyum sağlamak zorunda” sözünün meşrulaştırıldığı bir çağda lākin bu pek de mümkün görünmüyor.

4 Temmuz 2022

Bir ev çiziyorum, çocukluğumun gözlerinden bahçeler, düşlediklerim iki adım öteye kadar, dalları kirpikli ağaçlar, ve sen basamaklari yeniyorsun inşa ettiğim evime hiç varmayan. Yorgun adımlarına yetişeceğim, yorgunluğunu taşımak için sırtımda, büyümemiş evimin kapısından odaların kısık sesi, ışığı bitkin, ah yalnızlığın ilk habercisi geceler, çocukluğun kesintiye uğramış hüznün renkleriyle sahipleniyor bana, benim bana ayrılmış yazgım: hep hatırlamak ve hep unutmak için.

3 Temmuz 2022

Soğuk bir yer burası, yargılarıyla soğutuyor insan yeryüzünü.

30 Hazıran 2022

Sevgili okur, hayatta olmanın sancısıyla kıvranan bir insana hayatta kalmanın mantıklı sebeplerinden bahsetmek olduğunca yersiz olabiliyor. Burada ihtiyatlı olmakta fayda var. Ruhu kederle boyanmış biri için sadece duyarsız görünmekle kalırsınız.
Mutlaka ki hayatta kalmak için somut sebepler bulunur, ruhsal buhranın içinde olan kişi bu sebeplere her türlü âşina olmuştur zaten, kimisine bu sebepleri tekrar hatırlatmakta elbette fayda da vardır. Ama mesele her zaman bu değil ki. İnsanın çoğu zaman ihtiyacı olan, içinde bulunduğu ruhsal bunalımına karşın rasyonel argümanlar üreten birine rastlamak değil, ona kulak verilmesidir. Bu kadar basit. Kulaklarınızı açın ve dinlemeyi öğrenin, pragmatik nasihatlarınızı bi müddet de olsa kendinize saklayın. Tamam, sizler yaşama sanatını kusursuzca benimsemiş ve her sancılı duruma uyum sağlayabilen eşsiz hayat cambazları olabilirsiniz. Bi tek hüznün ve empatinin değerini kavramakta sınıfta kalmışsınz lâkin. Bu içi çürümüş dünyanın düzeni bizi nasıl olsa kendine tekrardan hapsedecek, o yüzden bırakın da ölüm hasretiyle yanıp tutuşalım, materyalizmle kafayı kırmış gündelik yaşamın itici yapaylığından çıkıp en azından esaslı olan kederimize kucak açabilelim, efkarlanalım, ağlayabilelim. Buna müsade edin ki, içimizde olup bitenlerle dürüstçe, dolambaçsızca yüzleşelim.

28 Hazıran 2022

Sahip olabileceğimiz en değerli deneyimlerden biri elimizden alınır, işe yaramaz hatta günah ilan edilir: varoluşun anlamsızlığının manasının kavranması.

27 Hazıran 2022

Nietzsche’nin öne sürdüğü “İyilik de bir intikam biçimidir” savına katılmıyorum. İntikam alınan veya intikam amaçlı hareket edildiği yerde iyilikten nasıl söz edebiliriz ki? Her iyiliğin altında bir fitne bulma paranoyasına kapılır, gerçek iyiliğe karşı duyarsız kalmaya varıveririz.

26 Hazıran 2022

Her ortama uygun maskeler, bukalemun yüzler, renkli roller ve rengarenk arzular, tam merkezinde hırsına yenilmiş insan; yaşam boyunca kendine ait olmayan dıştan doldurulmuş idealleri peşinde, aynı kervana düşmüş hedeflerine en büyük anlamları yükleyerek anlamsızca ama inanarak koşuşturmakta, hızlıca ve hırsla koşan bukalemunlar,- oysa kimdir?, bu ruh ve bu ağaç; peşinde dolanan bu gölge;- bu kalp ve bunca yıldız!- hoş, kendi ruhuna kayıtsız, ama dünyaya öylesine yapışmış, hırsı hunharca ödüllendirilmiş!,- herkes gibi düşünen iki ayaklı hayaletler.
Hayır efendiler!, – varoluşun anlamsızlığına kapılınlar değil, bu dünyaya körü körüne sarılan ve körü körüne göcüp gidecek olanlardır asıl kaybolanlar.

26 Hazıran 2022

Hırslı ve aynı zamanda iyi bir insan olmak mümkün mü? “İyi” ve “hırslı” aynı çatı altında barındırılamayacak kadar birbirine iki zıt sıfatlar değil mi? Elbette ki hırsımızı iyiliğin dâvâsı için kullanabilir ve sonuç olarak onu olumlu bir yöne kanalize edebiliriz. Gelgelelim salt hırsın baskısı altında olan kişi her türlü zâfiyetlere açıktır. Hırs, geç kalınmış duraksamanın husursuzluğunu ve toksuzluğu çağrıştırıyor bende.

21 Hazıran 2022

Doğaya besteler yazan kuşlar.
Doğanın bir bestesi olan kuşlar.

7 Hazıran 2022

Şöyle bir yanılgı yaygın: “Felsefe yapılmıyor, çünkü insan çalışmaktan yeterince zaman bulamıyor.”
Hayretler içerisinde okuyorum bu tarz argümanları. Ya da şunun gibi: “Zengin olsam, ben de kendime zaman ayırıp felsefe yapardım.”
Hayır güzel kardeşim, zengin olsan önce gider kendine lüks bir yat ya da son model bir araba alır sefa sürmekle meşgul olurdun, ama yine de felsefeyle hiç mi hiç bir alakan olmazdı. Yahu felsefe bir sinema filmi değil ki zaman ayırıp ona yönelesin. Ya “felsefecisindir” ya da değilsindir. Doğrudan “Felsefe yapmıyorum, çünkü felsefeyle ilgilenmiyorum” diyip konuyu kapatabilirsiniz pekâlâ, bu zamanda pek kimse de bunu söylediğiniz için sizi kınamaz.

7 Hazıran 2022

Üniversitelerde felsefe okumakla keşke filozof olunsaydı. Tıp okumak ya da mühendislik gibi, dolayısıyla bir meslek yahut seminerlerde öğrenilip sahip olunacak bir beceri işi değil ki felsefe.

“Felsefe”, insanın (mâruz kaldığı) bir yazgıdır.

Üniversitelerde felsefe diye “öğretilen” şey temelde başka filozofların yorumlaması üzerine kurulu bir süreçten ibarettir. Ki bu da kıymetli bir iştir.
Oysa felsefe, her insanın doğal olarak içinde yatan metafizik dürtünün ortaya çıkardığı sorularla başlar. Kimilerinde bu dürtü ister istemez baskın bir şekilde kendini belli eder ve hayatın odak noktası hâline gelir, gelgelelim çoğunlukta o dürtü en ufak bir kıpırdanma sergilemeden sönüp gider.

1 Hazıran 2022

"İnsan her şeyi tanımlıyor ve tanımlarken ne bir ürperti ne de en ufak bir büyülenme hissediyor. İnsanlar, gördükleri her şeyden öyle ürkütücü bir güvenle söz ediyor, algıları öylesine emin çalışıyor ki: bu yıldız diyorlar, bu ağaç. Burası başlangıç diyorlar, şurası da son."

21 Mayıs 2022

Bu düzene ayak uyduramayıp da dağılan insanlar.
Bu düzene ayak uydurmayıp da sağlığına kavuşanlar.

19 Mayıs 2022

Seçtiğim kelimeler, sözcükler – sadece bir ödünç. Kurduğum cümlüler, paylaştığım ve doğru bulduğum kanılar ve kanaatler sadece şimdiki zamana, mevcut bir benliğe ait, lâkin mevcut bir varlıktan daha çok potansiyel bir varlığım.

2 Mayıs 2022

Ramazan ayın son günü hep bir burukluk olur içimde, çocukluğumdan beri bu böyledir.

30 Nisan 2022

14 milyar yıl önce meydana gelen Büyük Patlamadan bu yana evren, hızlanarak genişliyor.
Tam bu saniyede genişlemekte olan evren, bir sonraki saniyede daha hızlı bir şekilde genişliyor olacak. Kâinat, devâsa bir enerjinin ve hızın - adeta durmak bilmeyen bir öfkenin - dışa vurumu olarak bize kendini gösteriyor.