Eve dönerken, henüz dört ya da beş yaşlarında bir çocuk dikkatimi çekti, annesine heyecanla bir şey söylemeye çalışıyordu. Yanlarından geçerken ancak ne dediğini anladım: ağaçta bir baykuş görmüş, onu işaret ediyordu. Bunu duyunca ben de heyecanlandım, çocuğun gösterdiği yere baktım. Evet, orada duruyordu: gözlerini kocaman açmış bir baykuş! O da şaşkınlık içinde bize bakıyordu. Fakat çocuğun annesi hiçbir tepki vermedi, önüne bakarak yürümeye devam etti. Çocuk, annesine tekrar tekrar seslenince, annesi bu sefer sinirlenerek "Sus artık, anladık, bir baykuş" diye çocuğu küçümseyici bir tonla azarladı. O an ben de azarlanmış hissettim kendimi. Sonuçta ben de heyecanlanmıştım. Neyse, iyi ki bizim dilimizden anlamıyorsun, sevgili baykuş. Şaşkınlığın daim olsun.