Hayatta olmanın gerçeği insana korkunç hissettirebiliyor. Ebediyetten zamâna fırlatılmışlığımızın sebepsizliğini, Tanrıların bu husustaki çıdamlı cevapsızlığını boyun eğerek kâle alıyoruz.
Mâdem hayat denilen bu yazgının bir parçası kılındık, bize bahşedileni o vakit tekvin etmeli, ebedî bir çarhın cüzi bir parçası olmanın bilinciyle “neden hayat?” sorusundaki mucizeyi kavrayan, ve bunu, yol alırken ”iyi ki hayat” ünlemine dönüştürebilen bir ruh edinmeli; – geçici misafirliğimize, bu kalımsız mucizeliğimize tanıklık etmenin tragedyasını lütfeyleyerek kuşatabilmeli dunyayı – neşeyle, sevgiyle ve mutlaka ki hüzünle.