Tiyatro sanatına hayranım. Nasıl bir şey acaba, seyirci önünde, bir tiyatro oyununda oynamak. Ben heyecandan kendimi bile oynayamazdım. Hatanın telafisi yok mesela, sinemadaki gibi değil, her şey tek seferlik ve yüzlerce gözün önünde. İnanılmaz bir disiplin gerektiriyor. Canlandırdığın karakterin varoluşuna büsbütün gömülmelisin. Bana çok uzak bir dünya, ama aşırı ilgimi çekiyor, hatta kendimi bu sıralar sıkça bir tiyatro oyuncusu olarak hayal ediyorum, sahnede buluyorum kendimi, seyirciler beni izlemeye gelmiş, ben ise hiç olmadığım kadar rahat ve özgüvenliyim ve oyunumla herkesi hayran bırakıyorum, sonra biri bana Deniz uyan, baygınlık geçirmişsin, insanlar bilet parasını geri istiyor diye sesleniyor ashdjsahdsad
Şaka bir yana, geçen bir film izledim, adı „Ach diese Lücke, diese entsetzliche Lücke“. Yeni çıktı. Başroldeki genç, kardeşini bir trafik kazasında kaybediyor. Bunun üzerine tiyatro oyuncusu olmaya karar veriyor ve içinde taşıdığı o kaybın acısıyla birlikte başka bir şehre gidip orada ülkenin en gözde tiyatro okullarından birine başvuruyor. Giriş sınavında canlandırdığı karakterin acısı kendi acısıyla birleşince o kadar inandırıcı oynuyor ki sınavı geçip okula kabul ediliyor. Oysa çocuğun asıl ihtiyacı tiyatro okulu değil, terapi. Filmde bundan sonra gelişen olaylar o kadar iyi anlatılmış ki, hayran kaldım.