Menü Schließen

30 Hazıran 2022

Sevgili okur, hayatta olmanın sancısıyla kıvranan bir insana hayatta kalmanın mantıklı sebeplerinden bahsetmek olduğunca yersiz olabiliyor. Burada ihtiyatlı olmakta fayda var. Ruhu kederle boyanmış biri için sadece duyarsız görünmekle kalırsınız.
Mutlaka ki hayatta kalmak için somut sebepler bulunur, ruhsal buhranın içinde olan kişi bu sebeplere her türlü âşina olmuştur zaten, kimisine bu sebepleri tekrar hatırlatmakta elbette fayda da vardır. Ama mesele her zaman bu değil ki. İnsanın çoğu zaman ihtiyacı olan, içinde bulunduğu ruhsal bunalımına karşın rasyonel argümanlar üreten birine rastlamak değil, ona kulak verilmesidir. Bu kadar basit. Kulaklarınızı açın ve dinlemeyi öğrenin, pragmatik nasihatlarınızı bi müddet de olsa kendinize saklayın. Tamam, sizler yaşama sanatını kusursuzca benimsemiş ve her sancılı duruma uyum sağlayabilen eşsiz hayat cambazları olabilirsiniz. Bi tek hüznün ve empatinin değerini kavramakta sınıfta kalmışsınz lâkin. Bu içi çürümüş dünyanın düzeni bizi nasıl olsa kendine tekrardan hapsedecek, o yüzden bırakın da ölüm hasretiyle yanıp tutuşalım, materyalizmle kafayı kırmış gündelik yaşamın itici yapaylığından çıkıp en azından esaslı olan kederimize kucak açabilelim, efkarlanalım, ağlayabilelim. Buna müsade edin ki, içimizde olup bitenlerle dürüstçe, dolambaçsızca yüzleşelim.