Toplum bizi belirli davranış kalıplarının içinde görmek ister. Dünyaya doğarız ve gideceğimiz yol önceden çizilmiştir; dolayısıyla gerçek özümüzle değil, önceden herkes için tasarlanmış sayısız maskelerden bir maske beğenir ve onu kimliğimiz olarak benimseriz. Bu kültürel akıntıyla belirli bir rolü ister istemez üstlenir, sistemin bir parçası olur, olasılıkla olmadığımız veya tanımaya fırsat dahi bulamadığımız gerçek özümüzle bağlantısız bir yaşam süreriz. En güzel çiçekleri barındıran dallarımız kesilir, içimizdeki emsalsız ayrıntılar, o gizli tonlar böylece yitip gider.