"Evrende yaşamın ortaya çıkışı kader mi, yoksa bir tesadüf eseri mi?" sorusu ikili bir mantığa dayanıyor ve temelde yatan yalın bir düzlemi gözden kaçırıyor.
Önemli olan, yaşamın tesadüf mü yoksa ilahi bir yazgının sonucu mu olduğu sorusuna bir cevap bulmak değildir; zira evrenin, yaşamı mümkün kılan koşulları kendi içinde taşıyor oluşu zaten kendi başına çarpıcı bir özellik değil mi?
Bu gerçeğin ışığında şunu diyebiliriz: Evren, yapısı gereği, yaşamın ortaya çıkmasına 'izin' verir, olanak sağlar: zaman ve mekânı, madde ve elementleriyle - kısacası, yaşamı mümkün kılan doğa yasalarıyla.
Bu yaşam-olasılığı, evrenin içkin bir parçasıdır - yani bu mümkünlüğün kendisi bile başlı başına ontolojik bir vurgudur.
Bu mümkünlüğün kendisi - ister ‘Allah’, 'Tanrı', ister ‘Doğa’ ya da 'Rastgelelik' densin - zaten aşkın bir varoluş gücüne işaret eder. Ben bu güce 'Energeia' demek istiyorum.